❯     ❯   Ekümenopolis: Ucu Olmayan Şehir - Ecumenopolis: City Without Limits (2011)

Favori Ekümenopolis: Ucu Olmayan Şehir - Ecumenopolis: City Without Limits (2011)

Ekümenopolis: Ucu Olmayan Şehir - Ecumenopolis: City Without Limits (2011)
Değerlendir:
  • +11
Yönetmen:
Senaryo:
Film Yılı:
Imdb:
8,0
Film Türü:
Film Dili:
Oyuncular:
ülke:
Süresi:
1h 28min
Her açıdan gittikçe büyüyen, ne büyümesi ne de nüfus artışı durdurulamayan bir şehir İstanbul. 1980'de yapılan ilk metropolitan planlamasında kentin kaldırabileceği nüfus 5 milyon olarak belirlenmişken bugün İstanbul 15 milyonu aşan nüfusuyla, halen önlemeyen bir artışın ve iştah kabartan yeni uydu kentlerin merkezi konumunda.
İmre Azem imza attığı bu ilk uzun metrajlı belgeselinde, seyircileri yıkık gecekondu mahallelerinden gökdelenlerin zirvesine, son yılların büyük projesi Marmaray’dan ihale aşamasındaki üçüncü köprü projesine kadar İstanbul’un yeni rant mekanlarını, ve tüm bu senaryolar arasına sıkışan kent insanlarını beyazperdeye taşıyor.
2011 Saraybosna İnsan Hakları Ödülü'ne layık görülen film gezdiği çeşitli festivallerden sonra ticari vizyonda da gösterime girecek.


English; Ecumenopolis: City Without Limits tells the story of Istanbul and other Mega-Cities on a neo-liberal course to destruction. It follows the story of a migrant family from the demolition of their neighborhood to their on-going struggle for housing rights. The film takes a look at the city on a macro level and through the eyes of experts, going from the tops of mushrooming skyscrapers to the depths of the railway tunnel under the Bosphorous strait; from the historic neighborhoods in the south to the forests in the north; from isolated islands of poverty to the villas of the rich. Its an Istanbul going from 15 million to 30 million. Its an Istanbul going from 2 million cars to 8 million. Its the Istanbul of the future that will soon engulf the entire region. Its an Istanbul nobody has ever seen before.
  1. Yonca Aksu
    İstanbul, mega bir "ucube"dir. Dünyanın en berbat metropolüdür ki bunu sadece "betonlaşma" ya da kontrolsüz nüfus artışına bağlamak da yanlıştır. New York da bir gökdeleni beton şehridir, Pekin ve Tokyo'dan sonra dünyanın en kalabalık kentidir, ancak özünü, aslını, aidiyetini asla kaybetmemiştir. İstanbul farklıdır, ruhunu tamamen yitirmiş, sadece nefes alan bir ölüdür. İstanbul'un bu hale gelmesinin altında siyasî, demografik, sosyo-kültürel, dînî, etnik gibi çok farklı unsurların bileşiminden doğan olumsuz tepkileşimler yatar. Zaten çözümsüzlüğün ve en ileri teknolojik imkânlara, yollara, köprülere, tünellere, en çılgın projelere rağmen sözde büyüyüp gelişse de aslında her geçen gün daha da kötüye gitmesinin asıl nedeni budur.
    • 18 Nisan 2018 13:16